Mehmed Akif Müslümanların uyanarak istiklallerini elde etmelerini ve bir Osmanlı İslam “halife”sinin etrafında “İslam milletleri topluluğu” halinde birleşmeleri gerektiğini düşünüyordu. Benzeri fikirleri daha önce ileri...
Doğu-batı kavramlarının keskin çizgilerle ayrılmasının gerekçesi bu ikinin düşünce sitemlerindeki doğru yanlış cetvellerindeki yadsınamaz farklılıktandır. Batı düşüncesine şekil veren doğru yanlış cetvellerini tanzim eden...
Medeniyet, ait olduğu toplumu medenileştirme görevini düzenleyen ana unsur olarak tanımlanabilir. Batının deyimiyle civilisiation: insanlığın ahlakça, fikirce ve içtimai hayatça ilerlemesi.Çağdaşlaşmak, Cemil Meriç’in deyimiyle...
Finlandiya'nın tarihinin son aşaması Fin Kültürü'nün hayranlık uyandıran gelişimini ve düşünce gelişimini yakından incelemiş bir yazarın izlenimleridir. Bu izlenimlerin ağırlık merkezi, bir zamanlar bataklıklar diyarı...
ellerim üşürken yürürdüm akşam vakitlerine... alışamadım hala sıradışı bir hayatın gelgitlerine... hatırlar..küfrederim postmodern sosyalist İSTANBUL itlerine.. papatya çaylarımı yudumlamak için ne geç, ne erken.. arkandan seslendiğimde beni...
zordur sana uzanan altın yamaçlarda dolaşmak..hayalini gönlümün en ücra köşelerinde andım..sebepsizmiş bir ümidi seninle paylaşmak..kaldı ki sesim sana ulaşır sandım..bir kadife sözün makyajına aldandım..
ne hoştur bir güzeli İstanbul sanmak, her arayışta bıkmışlığın ezgisinden usanmak... ne hoştur gördüğün her yüzü O'na hayreylemek, Üsküdar akşamlarını papatya çaylarıyla seyreylemek...
kırmızı bir çay.. yanık bir gül.. kırık bir gönül.. Ve muhabbetin sağnak sağnak yağdığı ; doyumsuz istanbul akşamlarında ; gitarımın tellerinde isimsiz bir nota..
kaderim koyu gece içime bir kor düştü.. yarim beni severmiş ne de güzel bir düştü.. beni bir seyyah yapan masmavi bir gülüştü.. düştüğüm şu hallare cümle alem gülüştü..
hüznümün rengiyle boyandı arz-ı sema.. ayrılık ateşi yüreğimde kerbela.. siyah bir öfkeyle çarpıştı bulutlar.. kızıllığıyla vuslata yakın umutlar.. ardından filizlerimi yeşertecek yağmur.. güllerim ellerinde ilk günkü gibi mahmur..
hep hayal kırıklığı.. değişmez bu.. zaten kaderim.. gönlüme okların yağar, tükenmez kederim.. samanyolunda bir 5.boyutta yıldızlarla kucaklaşırım.. hükümler gözlere gem vurmuş.. yolculuk sonsuza, güneşe derim..
sensiz buralar beyoğlu,darmadağın.. su-sek karışığı.. sokaklarım bomboş yok ışığı.. muhabbet gönüllerinin piri, tek aşığı.. yaşlarım oldu sel.. olsun vuslat gayrı gel..
ne hasret yüklü gemiler geçti kaç sineralyali gözyaşı seliyle boğuldu bilmezsin sen.. nasıl vurgun yenir , nasıl hapsolunur gözlerine bir bilebilsen.. *** yanaklarından beyaz inciler dökülürken...
seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik.. bir güzellilk doluyor yüreğime şiirden.. martılar konuyor omuzlarına.. gözlerin istanbul oluyor birden..
salıvermiş gözlerini , üsküdar koylarında bir rıhtıma.. uzatmış ellerini oturmuş, yalnızlık tahtına.. ufuklarında ayrı bir kızıllık; yitik sevdalara inat.. kadermiş; değişmezmiş.. bazen siyah güllerde çıkarmş bahtına..
soluğun bir ab ı hayat mıdır? filizlendi kül.. siyah bir lale gibi aynaya düştü kakül..
odamın penceresinden ılık olmayan rüzgarlar eserken gözlerim gökyüyzündeki yıldızlara takılıp kalıyor.. düşünceler kararmış , fikirler paranoyak.. siyah beyaz resimlerin kapımı çalıyor.. ve sen gidiyorsun.. yırtık sayfalara gölgelerin düşmüş ,...
sonu gelmeyen muhabbet geceleri.. farketmemiş farkını önceleri.. bi yudum çayla olmayan sabahlar.. nedametinden dinmezmiş gözlerde yaşlar , düşmezmiş dillerden ah'lar.. filiz vermeyince güller , kalkmazmış yürekten siyahlar.. şehit düşermiş gönüller , kaldırımlara...